• Amasya
    29°C
Bizi takip et : Tasova Gazetesi Facebook Tasova Gazetesi Twitter
Naci Konyar
Naci Konyar

HRANT İÇİN ADALET - EMEKLİYE SABRET...

HRANT İÇİN ADALET - EMEKLİYE SABRET...
 
 
 
 
 

         Başı darda olanların, haksızlığa uğrayanların iki sığınağı vardır: Biri hukuk, diğeri bağımsız ve yansız yargıdır.

 

        Hukuk ve yargı gibi sığınaklardan mahrum toplumlarda güvensizlik vardır, ümitsizlik vardır. Güvenin ve ümidin olmadığı bir toplumda da kimse ‘ Berlin’de yargıçlar var’ lafını telaffuz etmez.

 

        Önce dini, kökeni, kimliği ne olursa olsun canına kıyılan biri için inanışımız ‘ Bir cana kıyan, tüm insanlığa kıymış gibi olur’ düşüncesi ile insan canına kıymayı en büyük günahlardan biri olarak görür bu nedenle de cana kıymayı bir insanlık suçu olarak değerlendirir, yasalarımız da bu eylemi cezalandırır.

 

        Ancak Hrant Dink davasına baktığımızda, beş yıl süren dava sonunda Türk adaleti hukuk kurallarına göre kararını vermesine rağmen, karar Hrant Dink taraftarlarını tatmin etmemiş olmalı ki kararı ‘ Hepimiz Hrant Dink’iz, hepimiz ermeniyiz’ diyen büyük bir kalabalığın gösterisi ile protesto ederek, hukuka göre değil de ermeni lobisinin gücü ve isteğine göre bir karar çıkmasını arzu etmişlerdir.

 

        Yargı kararları eleştirilebilir, ki eleştiriliyor. Ama yargı kararlarının kınanamayacağını söylüyor hukuk kurallarımız.

 

        Hukukçu değiliz ama Sami Selçuk’un kitaplarını okuyoruz. Sn. Selçuk şöyle diyor;

 

        ‘ Yargıçlar, doğacak siyasal sonuçlara göre değil, yazılı hukuka göre karar verirler. Yargıçların ülkeyi, siyaseti, toplumu kurtarmak diye bir görevleri yoktur. Onların görevi, hukuku kurtarmaktır. Ülkeyi kurtarmaya kalkarlarsa, yargıçlar hukuka göre karar vermemiş, hükümet etmiş olurlar.

 

        Roma hukukundan gelen bir özdeyiş vardır: Yasaya yaslanmadan konuştuğunuzda yüzünüz kızarır bu yüzden yargıçlar hesap yapmazlar’

 

        Görünen o ki Hrant Dink davası eleştirilmiyor kınanıyor. Davayı inceleyen yargıçların hesap yapması için üzerlerine baskı uygulanmak isteniyor.

 

        Ve de yasalara yaslanmadan herkes konuşuyor davaya bakan hakim de içinde olmak üzere...

 

        O zaman da aklımıza Ziya Paşa düşüyor.

 

        ‘ Ol mahkemenin hükmüne derler mi adalet...’

 

        Ermeni vatandaşımıza farklı adalet değil doğru adalet uygulanmasını isterken emeklimize de adaletsizlik yapılmasın istiyoruz.

 

        Bir gazetemizin emekli maaşları ile ilgili vermiş olduğu haberin başlığı şöyleydi:

 

        Millete 600 TL                     Vekiline 6000 TL

 

        Emekli milletvekilleri maaşlarının 8 bin TL olması için verilen yasa teklifine evet diyen TBMM üyelerinin bu kararı kamuoyunda büyük tepkiler alınca Cumhurbaşkanımız tarafından onaylanmamış, mecliste tekrar görüşülen bu yasayla vekillerin maaşı 6 bin TL olarak kabul edilmişti.

 

        Bizim meclisimiz tüketim düzenlemelerini iyi becerir. İşine gelen yasayı gecenin bir vaktinde meclisten geçirir ama dilinden düşürmediği sosyal adaleti her ne hikmetse emeklisine uygulamayı aklından geçirmez.

 

        Ben söylerim herkes dinler ve inanır devri geçmiştir. Ülkemiz körler ve sağırlar ülkesi de değildir. Emeklimizin hangi zor şartlarda geçindiği herkesin malumudur.

 

        Özel şoförlü, sekreterli, nüfuzlu hele de iktidar milletvekili olmuşsanız bir de kırmızı plakalı mercedeslerle Anadolu’yu dolaşıp iller, ilçeler hududunda davullar zurnalarla karşılanmış develer, ineklerin kurban edildiği, seçmenlerin, bürokratların emrinizdeyiz diyerek hiza, istikamet iplik gibi dizildiği törenleri yaşayıp emekli olmuşsanız elbette mağdurluk size yakışmaz.

 

        Ama el insaf size milletin vekil emeklisi olarak 6 bin TL, milletin asıl emeklisine de 600 TL reva görülecek...6 bin TL yi her ay ceplerine indirenler,600 TL ile bir ay geçinme savaşı verenleri akıllarına getirip bu ağır minnetin altında ezilmeyecekler mi acaba?...

 

        Tevfik Fikret’e kazandıklarının harcamalarına yetmediği bir zamanda bir dostu yüksek bir maaşla iş teklifi yapar. Şairin cevabı dokunaklı ve düşündürücüdür:

 

    Ben bu işi kabul edemem. Ücreti yüklü, işi hafif, lakin minneti çok ağırdır.

 

        Bu yasayı onaylayan bu milletin vekilleri,sizleri meclise yollayan emeklilerinizin maaşlarına da çok değil insanca yaşabilecekleri bir miktar zam yapmayı düşünmez misiniz?...        

 

 



Bu haber 269 kere okunmuş.

Yorumlayan : feliçıta
Tarih:14.02.2012 14:58:26
büyüksün fesih hoca
Hocam tebrik ederim.Olaya teknik anlamda açıklama getirmişsiziniz.Birde sayın yazarın hırat dinkle emekliyi aynı köşe yazızında bir arada toplaması ve sürekli hükümet politikalarını eleştirirken yerelden hiç bahsetmeme sebebinide yorumlaya bilirmisiniz.
Yorumlayan : Fesih Aktaş
Tarih:12.02.2012 12:29:17
seyyanen zamlar-2-
Bugün emekliliğe ayrılan bir öğretmenin ekders ücretleri hariç olmak üzere sadece maaşından 1.000 TL kadar bir düşüş sözkonusudur. Bu durumun müsebbibi ise MAAŞ KATSAYILARINA yapılması gereken artışların bir bölümünü SEYYANEN ödeyenler ve buna rıza gösteren sendikalardır. Bugün maaş katsayısının artışı sonucu bana yansıyacak 100 TL, seyyanen ödenecek 500 Tl den daha anlamlı, daha makul, daha makbuldür. O yüzden sendika temsilcilerimizin seyyanen yapılacak artışlardan uzak durmaları hatta şiddetle karşı bir duruş sergilemelerini beklemekteyiz.
Yorumlayan : Fesih Aktaş
Tarih:12.02.2012 12:28:43
seyyanen zamlar
Son 15-20 yıldır maaş katsayısı üzerinde yapılması gereken zamlar, sendikaların dirayetsizliği, beceriksizliği veya iktidarlar ile aralarında gelişen o kudretli rabıta hatırı sayesinde bir bölümü seyyanen yapılmış, doğal olarak emekli sandığı katkı paylarına ve emeklilik dönemi maaşlarına da yansımamıştır. Bu durum aynı zamanda çalışan ile emekli arasındaki ücret dengesizliğini de ciddi boyutlara taşımıştır.
Yorumlayan : Fesih Aktaş
Tarih:12.02.2012 12:27:37
bordro-2-
Peki, bu kadar karışıklık ve çeşitlilik neden? Salt renklilik olsun diye değil herhalde. Bana göre, bordrolara farklı isimlerle yansıyan her bir kalem sanki bir zamanlar bazı kurum veya kurum çalışanlarını korumak, kollamak hatta ihya etmek maksadıyla icat edilmiştir. Biliyorum mevzu bu değildir. O halde gelelim asıl mevzuya.
Yorumlayan : Fesih Aktaş
Tarih:12.02.2012 12:26:46
bordro-1-
Maaş bordolarının gelir-gider hanelerindeki çeşitlilik, karışıklık öyle bir boyuta ulaşmış ki, bu alanda uzman yetiştirmek zorunda bırakmıştır kurumlarımızı. (aylık, yan ödeme, ek gösterge, taban aylık, derece-kademe yani terfi farkları, çocuk parası, eş parası, ek ödeme, özel hizmet tazminatı, kıdem tazminatı vs.) gibi bir dizi katsayı ve göstergelerin çarpımı sonucu elde edilen brüt bir tahakkuk toplamının devamında, gider sütunlarında yer alan bir o kadar işlem daha gerçekleştirildikten sonra ancak kişiye verilecek net ücret elde edilebiliyor.

Sayfalar :

Ilk Sayfa - [1] - Son Sayfa
Reklam   -   İletişim   -   Kurumsal   -   Yazar Başvurusu   -   Gizlilik İlkeleri
Tüm Hakları Saklıdır © 2008-2011
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Tel : +90 358 312 13 47  /  Faks : +90 358 312 13 47
RSS Facebook Twitter
Yazılım ve Tasarım :