• Amasya
    29°C
Bizi takip et : Tasova Gazetesi Facebook Tasova Gazetesi Twitter
Ramazan Turgut
Ramazan Turgut

DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ ve HES

DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ ve HES

5 Haziran Dünya Çevre Günü olarak kutlanmaktadır.

5-11 Haziran arası ise Çevre Koruma Haftası'dır.

Doğal Çevre'nin korunmasına yönelik bir konferans 1972 yılında İsveç'in Stockholm kentinde düzenlendi. Birleşmiş Milletler üyesi ülkelerin katılımı, ciddi kararların alınması konferansı önemli kıldı. Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı'nda 5 Haziran gününün Dünya Çevre Günü olması kararlaştırıldı; 1972'den beri üye ülkelerde kutlanır.

Doğal çevrenin kirlenmesi bütün ülkeleri ilgilendiren bir sorundur.

Ülkemizde 1978'de Türkiye Çevre Sorunları Vakfı kuruldu. Bir de Başbakanlığa bağlı müsteşarlık var. Okullarda ve resmi kurumlardaki kutlamalar, bu iki kuruluşun etkisi ile yapılmaktadır.

İnsanların sürekli yaşadıkları yere “Çevre” demekteyiz. Dağlar, ormanlar, ovalar, çayırlar, göller, denizler, bütün akarsular doğal çevreyi oluşturur.

Başlıca çevre sorunlarımız ise su, hava ve toprak kirlenmesidir.

*                                *                                      *

“Ben manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım bilim ve akıldır… Zaman süratle ilerliyor, milletlerin, toplumların, kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve bilimin gelişimini inkâr etmek olur… Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde bilim ve akıl rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar.”

Mustafa Kemal Atatürk bu cümleleri Milli Eğitim Bakanı Dr. Reşit Galip'in sorusuna yanıt olarak söylemiş. (İsmet Giritli, Kemalist Devrim ve İdeoloji, İ.Ü Yayınları)

Bilim insanları hepimizi uyarıyor. “Su, hava ve toprak kirleniyor. Önlem alınmazsa, büyük sorunlarla karşılaşacağız. Lütfen uyarılarımızı önemseyin. Başta karbon salınımı olmak üzere azaltılması gereken kirlilik oranları için mutlaka adım atılmalıdır.”

Atatürk'ün sözleri de bir uyarıdır. “Akıl ve Bilim” bize hem miras hem de yol gösterici iki kaynaktır.

İbrahim Özden Kaboğlu, 20 Mayıs 2010 tarihli Birgün'deki yazısında “HES'ler, insansızlaştırmak  için mi?” sorusunu başlık yapmış. “Önce Karadeniz oto yolu, sonra, Çoruh barajları ve şimdi hidroelektrik santralleri (HES). Diyor.

Senoz Vadisinden (Çayeli) Papart (Şavşat) deresine kadar HES'lere karşı verilen mücadelenin sloganı şu: 'Karadeniz İsyandadır'”

Son yıllarda çevre konusunda ülkemizde duyarlı bir örgütlenme yaygınlaşıyor. Bu gelişme çok önemli ve umut verici.

Onaylanan 2000 HES projesi var. 1700'e yakını inşaata başlamış durumda. Yüzlerce dava açıldı. Şimdilik Karadeniz'de 26 HES ile ilgili “İnşaatı Durdurma” kararı verildi.

Kaboğlu şöyle diyor: “HES, başka bir vadide akan dereden 5 km.lik kapalı kanal ile akıtılacak su ile çalışacak. Henüz inşaat bitmeden deneme sırasında açık kanallarda meydana gelen patlama, çevresel yıkımlara yol açmış. İnşaatın, Erenler Köyü (Artvin) ve civarında neden olduğu zarar ise gözle görülebiliyor.”

Mahkeme kararlarından örneklerin de yer aldığı yazının sonu şöyle: “Soru: HES'ler 'İnsansızlaştırma' sonucunu doğurur mu? Şimdilik görünen, “Ekosistem”sizleştirme.”

TEMA Vakfı, Senoz vadisinin Karadeniz'in diğer vadileri gibi ciddi ekolojik tehlikeler altında olduğunu vurgulayarak bizleri uyarıyor. Bir çok ülkedeki makalelerde iklim değişikliğinden, en son etkilenecek yerler arasında Karadeniz bölgemiz sayılmaktadır. 1600'den fazla HES projesi ile bizim yaptığımıza ne denir?

HES Projeleri ile yapılmak istenen, akarsularımızın kullanım hakkının satılmasıdır.

Yeşilırmak-Kelkit üzerindeki HES'ler, bir çok köyün deresinde başlayan baraj çalışmaları hepimizi ilgilendiriyor. Bilim insanlarımız iklim değişikliğinden söz ediyor. Yanlışların düzeltilmesi, geleceğimizin tehlikeye atılmaması için bilim ve akıl yol göstericimiz olmalı. Betonlaşan bir toprak, yeniden kazanılamaz. İnsanımızın, doğamızın her gün katledilmesine “Dur” demeliyiz. Trafik terörü, bölücü terör, töre terörü… İnsanlarımızın ölmesine neden oluyor. Kapitalizmin kâr hırsı ise toprağımızı, suyumuzu ve havamızı kirletiyor. Aynı zamanda kültürümüzü kirletiyor.

Bu kirlenmeyi durdurmak için lütfen duyarlı olalım.

Dünya  Çevre Gününüz kutlu olsun.

Hoş ve esen kalınız.



Bu haber 706 kere okunmuş.

Yorumlayan : r turgut
Tarih:25.08.2010 16:55:15
heslendime cevap
ilgin için teşekkür ederim,bilginiz yetersiz,konu ile ilgili başka yazılar da okuyun ,başka ülkelerdeki uygulamaları ve olumsuz örneklerinide okumanızı öneririm.ayrıca hes in amerikan ortağı acaba kolorado vadisine böyle bir kanal yapabilirmi bir araştır,bizim isteğimiz çed raporlarına uyulsun,saygılar.
Yorumlayan : HaYaLDiR
Tarih:13.08.2010 12:28:14
HESlendim 5
... Birde çernobil geliyor aklıma.. Rize Çayı radyoaktflenmiş abiyane bir tabirle kirlenmişti. Hatta her leine Gaiger- Müller sayacı alan uzman kesiliyor ve oradaki radyoaktiviteyi ölçüyordu TVlerde haber saatlerinde. Ama hiç dikkatinizi çektimi, Karadeniz için radyoaktivitenin normal değeri şu, Sağlık örgütüne göre üst değer şu ve şu anki ölçüm de şudur. diyene. Ben çok iyi hatırlıyorum. ASLA OLMADI. Çünkü pazara başka çay firmalarının girmesi gerekiyordu ve böyle bir fırsat tepilirmiydi. Görünem o ki tepilmedi. Hani diyorum ki beni de birileri ÇEVREsi yapsada ÖRGÜTlensem. Karın tokluğuna
Yorumlayan : HaYaLDiR
Tarih:13.08.2010 12:20:15
HESlendim 4
...Zararlarına gelince. Elbette var. Ama o kadar da değil. Abartıltığı gibi yok efendim insansızlaştırmak mış, Ekosistemsizleştirmekmiş (anlamını anlayamadım ya neyse).. Sadece palavra demek geliyor içimden. Size bir örnek daha vereyim. Hani hatırlarsınız Bergamada altın kıyametlerini.. Türkiyede başka yederlerde altın çıkarılmıyor mu üstelik aynı yöntemle. Elbette çıkarılıyor. Peki fark ne? Bergamadakini Türkiye çıkarıyordu, diğerlerini Almanlar çıkarıyor. Çevresini sevdiğim örgütler... Bergamaya giderken bana da çağırsaydınız inanın karın tokluğuna çevre için çalışırdım...
Yorumlayan : HaYaLDiR
Tarih:13.08.2010 12:09:39
HESlendim 3
... kaldı ki böyle bir kaynak sıkıntısı da yok. TÜBİTAK ve Kalkınma Ajansları (Yerel) ve AB hibe programlarından bir bölümü bu tür çalışmalara karşılıksız nakit destek verirken diğer çalışanlarla da işbirliği imkanı sunuyor. Ancak bu konuda sürecin ve bilimin olgunlaşması gerekiyor. Dolayısıyla Yenilenebilir Enerji Kaynağı Kullanalım diyemezsiniz. Hiç kullanılmıyor mu? Güneş Enerjiniz var değil mi? Tebrikler, soruyu cevapladınız. Şimdi buyrun siz karar verin. Benim kararım Enerjide bağımsız Türkiye.. HESe de EVET Nükleere de.. ...>>
Yorumlayan : HaYaLDiR
Tarih:13.08.2010 11:58:48
HESlendim 2
>>...Hatta mağaralara çekilelim tekeri ve ateşi icat etmeye çalışalım. Belki günün birinde temiz bir enerji kaynağı da buluruz. En yakınımızdan en uzağımıza dünyadaki dost() ve müttefiklerimiz() egemenliğimize dokunmayacak kadar da şereflidirler(). Bu coğrafyadaki zayıflığımızdan sömürmek niyetiyle faydalanmak istemezler. Temiz enerji kaynaklarının durumu da ortada... HEnüz emeklemedeler. Belki geliştirilmeleri için daha çok kaynak ayırabiliriz, ancak uzun bir süre için bu da yeterli olmayacak. Daha da fazla kaynak demek diğer yatırımların yavaşlatılması hatta durdurulması demek,..>>
Yorumlayan : HaYaLDiR
Tarih:13.08.2010 11:53:14
HESlendim
HESleri eleştirlerinden dolayı (ve daha bir çok şeyi) Ramazan hocamıa saygı duyuyor, sevgilerimi sunuyor ve duyarlılığı için teşekkür ediyorum. Enerji açığımızı kapatırsak çevreyi kirleteceğiz, enerji açığımızı kapatmazsak gelişmişliğin ve ayakta durabilmenin göstergesi olan enerjiyi dışarıdan almaya çalışacağız. Örneğin doğal gazda düştüğümüz durum ortada.. Rusyayla yaşayacağımız her sorunda haklı da olsak alacağı olmayan taraf olma ihtimalimiz yüksek. Kaldı ki doğal gazla enerji elde etmek HES lerden daha çevreci de değil. E o zaman enerji üretmeyelim ve tüketmeyelim...>>

Sayfalar :

Ilk Sayfa - [1] - Son Sayfa
Reklam   -   İletişim   -   Kurumsal   -   Yazar Başvurusu   -   Gizlilik İlkeleri
Tüm Hakları Saklıdır © 2008-2011
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Tel : +90 358 312 13 47  /  Faks : +90 358 312 13 47
RSS Facebook Twitter
Yazılım ve Tasarım :