• Amasya
    29°C
Bizi takip et : Tasova Gazetesi Facebook Tasova Gazetesi Twitter
İdris Sayar
İdris Sayar
KAYBETTİKLERİMİZİN ARDINDAN..

KAYBETTİKLERİMİZİN ARDINDAN..

70li yılların ikinci yarısı, bizim kuşak için büyük acılar yaşanmış bir dönem olarak hafızalardaki yerini almıştır.

                          KAYBETTİKLERİMİZİN ARDINDAN…

 

                     Çocukluktan gençliğe geçtiğimiz dönemlerde,Türkiye MC(Milliyetçi Cephe)hükümetleri tarafından idare ediliyordu.Siyasi fikir gurupları arasında kesin hatlar henüz çizilmemiş,arkadaşlıklar, dostluklar,komşuluklar can çekişmeye başlamamıştı.

                      70’li yılların ikinci yarısı, bizim kuşak için büyük acılar yaşanmış bir dönem olarak hafızalardaki yerini almıştır.

                      Ne yazık ki aynı sokaklarda top oynayarak,çember çevirerek enek yuvarlayarak aynı okulun aynı sıralarında büyüyenler,kendilerince doğru olduğuna inanılan “ideolojiler”i doğrultusunda kan düşmanı haline gelmişlerdir.

                      Bugünden bakılarak o gün yapılanları doğru-yanlış diye kategorize etmeye gerek yok.Yaşayanların,kendi vicdanlarında bu yargılamayı  yaptığı kanaatindeyim.

                     Her şeye rağmen,Taşova ve Türkiye’nin her yerinde geçmişte yaşananların açtığı yaralar,kısmen veya tamamen sarılmış gibi görünmekte,hiç değilse çocukluğumuzdaki samimiyet yerine konulmasa da mesafeli bir arkadaşlık vasatını görmek memnuniyet verici…

                      Bizim kuşak,artık yaşlandığının farkında.Ve dahası hayat kadar gerçek fakat soğuk yüzüyle "ölüm" yakınımızda.

                     Sadettin Darıcı ve Suluova’da ikamet etmekte olan Bayram Eraslan kardeşlerimizin genç diyebileceğimiz yaşlarda hayata veda etmeleri , ”kaçınılmaz son”un herkesin kapısını çalacağı gerçeği ile karşı karşıyayız.

                     Sadettin’in ardından bu yazıyı yazmayı düşünmüştüm de bir süreliğine ertelemiştim.Sadettin için tanıyan tanımayan,seven sevmeyen bir çok kişinin bir şeyler söyleyebileceğini biliyorum.

                     Deli-dolu,hesapsız, ama artniyetsiz  yaşadığı gençliğinde herkes gibi Sadettin’in de yaptığı hatalar, kendisinde, ailesinde,mensubu bulunduğu siyasi gurubda ve yaşadığı çevrede  telafisi mümkün olmayan hasarlara yol açmış,nihayetinde yakalandığı “şeker”e  yenik düşmüştür.

                     Nev’i şahsına münhasır kişilik yapısı   ile zor bir insandı,Sadettin.   

                     İnançlarındaki samimiyeti kadar da dışa,gelişmeye olabildiğince kapalı,dik kafalı ve inatçılığı kaderinde oldukça etkili oldu . Eğitim durumu da bu kaderde önemli bir yer tutar. Onu küçümsemek haddime bile değil.Yanlış anlaşılmasın Sadettin düzgün bir “okul hayatı” yaşamamıştı,bildiğim kadarıyla.

                     Bütün bunlara rağmen o, özünde iyi bir  insandı ve bizden , içimizden biriydi. Dürüsttü,onurluydu .Yukarıda da bahsettiğim gibi  düşünülmeden atılmış adımlar , anlık hırs ve yapılan hatalar , büsbütün bir  hayatı mahvedebiliyor.

                    Aslında işin doğrusu,insan,kendi kaderini kendi tayin ediyor.

                    Onunla yollarımızın kesiştiği bazı önemli yaşanmışlıklarda,

maalesef  onun hayati hatalar yapmasına gücümün  yetmediğine hayıflanırım.

                    Zaten bütün bunlara  “kader”  demiyor muyuz ?

                  Bayram Eraslan, Sadettin’in tam tersine olabildiğince  yumuşak huylu,mütevazi,insan canlısı,çevresinde tanıyan tanımayan istisnasız herkesin sevip saygı duyduğu bir güzel insandı.

                  12 Eylül mağdurlarındı ama devletinin kendisine reva gördüğü o acımasız  “et-balık ve hapishane” günlerine rağmen isyankar değildi.Bir imtihan olarak gördüğü dünya hayatının zorlu bir dönemi idi,o zor günler,Bayram için.

                   Aylarca işkenceye uğramış olmasına rağmen, Bayram ; kuvvetli inaçları ve   samimi kişiliği ile o ağırlığın altından kalkabilmiş,çevresine daima müsbet katkılar sağlamıştı.

                   Kendisini ebedi yolculuğuna uğurlarken toplanan kalabalıkta yaşlısı genci,zengini fakiri,işçisi esnafı,eski fakat eskimemiş dostları,uzaktan yakından tanıyan tanımayanlar Bayram’ın gidişine , bu ani ayrılığa derinden ah çekiyorlardı.

                    Bayram,onca çileye,sıkıntıya boyun eğmemiş ama “Bütün nefisler,ölümü tadacaktır” ilâhi emrince Hakk’a yürümüştü.

                    Onu en iyi tanıyanların başında kader arkadaşı Muharrem Ay gelirdi.

                    Kendisine Bayram’ın vefat haberini yakınlarına duyurmasını söylediklerinde  “Böyle bir haberi veremem,beni anlayın” diyerek  karşı koyuyordu.

                    Sadettin ve Bayram…

                    Birbirlerini tanımıyorlardı belki ama kader arkadaşlarıydı.

                  Yarım asırlık hayatlarında çektikleri çilenin haddi hesabı yoktu.

                    Arkalarında matemli bir dolu sevenlerini bırakarak ebediyete göçettiler.

                 Bu dünyada yaşadıkları sıkıntı ve ızdıraplar,öteki dünyalarında   kefaret  olur,İnşallah.

                    Geçtiğimiz aylarda gene genç yaşta , menfur bir saldırıda kaybettiğimiz Esençay Belediye Başkanı İlhan Arduç’u da anmak isterim.

                     Her üçü de bizim değerlerimizdi.

                     Ne diyelim,Allah’dan gelene boynumuz kıldan ince.

                     Allah rahmetiyle muamele etsin,üçüne de.

                     Geride kalanlara da sabır ve metanet diliyorum.

                     Başımız sağolsun.

                         

                    

                       Bol güneşli, sağlıklı,bereketli günler diliyorum,hemşeh-rilerime.

                          "Üç aylar"ımız mübarek olsun.



Bu haber 567 kere okunmuş.

Kayitli Yorum Bulunamadi.

Reklam   -   İletişim   -   Kurumsal   -   Yazar Başvurusu   -   Gizlilik İlkeleri
Tüm Hakları Saklıdır © 2008-2011
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Tel : +90 358 312 13 47  /  Faks : +90 358 312 13 47
RSS Facebook Twitter
Yazılım ve Tasarım :